UMUDUN DORUKLARINDA

Her şeyin ortasından başlamak adetim olmaya başladı , belki de benim için beklenmedik bir hayatı yaşamaya başladığım için olsa gerek… Daha onu tanıyalı çok zaman olmadığı halde , hayatımda her zaman yer almış gibiydi.Onunla geçirdiğim her dakikanın benim için ayrı bir önemi vardı adeta o bana cennetten gönderilmiş bir hediyeydi. Ama bazı gerçekler değiştirilemez onu her gördüğümde hüzünleniyordum , bunun nedeni ise ona sahip olamayacağım gerçeği idi . Bu acı gerçeği her gece yatağıma yattığımda tekrar tekrar hatırlıyor ve daha çok kahroluyordum. Gerçekleri kabul etmek bu hayatın kurallarından biri olmuş ve benim gibi kendi küçük dünyasında yaşayan bir insanın bu kuralları reddetmesinin mümkün olmadığını biliyordum. Ama her şeyin ilacı olduğu gibi bu lanetin ilacının da zaman olduğunu biliyordum.Sabretmek ten başka çarem yoktu.Güzel şeylerin kolay elde edilmediğini hayatta çoğu insandan daha iyi biliyordum. Bazı insanlar çok şanslı oluyorlardı o güzel şeylere hiç hak etmedikleri halde sahip olabiliyorlardı. Ama ben o insanlardan olmadığımı biliyordum. Şansla aramızda koca bir evren var olduğuna inanmaya başladım artık . Şans bana ne kadar uzaksa da umut bana o kadar yakındı . Eğer yakın olmasaydı , onu beklemeye gücüm yetmezdi. Bazı geceler kabus gördüğüm için uyanıyorum .Kabuslarımda umut bir insan haline bürünmüş ve beni terk ediyordu ve ben ise izlemekten başka hiç bir şey yapamıyordum o benden uzaklaştıkça ruhen ve bedenen küçülüyor ve gittikçe yeni doğmuş bir bebeğe dönüşüyordum . Evet umuda , onu beklemek için ihtiyacım vardı ama o olmadan onu nasıl bekleyebilirdim ki.Uyandıktan sonra bu kabusları dakikalarca düşünüyordum. Bir anda gerçek hayata dönüyor ve bir an önce uyumak istiyordum çünkü bu işkencenin benden uzak olduğu tek yerin huzurlu bir uyku olduğunu biliyordum. Sabah kalktığımda cennetten gönderilen o hediyeyi görmenin umudunu içimde hissetmek beni mutlu ediyordu. Her gün farklı kılıklara bürünüyordum . Dışarıdan mutlu gözüken bu adamın aslında içinde kopan fırtınalardan insanların haberi olmamasını istiyordum , sadece. Beni anlayan tek kişinin de o olması garip bir duygu olsa gerek. Gözlerine baktığım zaman aynı hissiyatı onda görüyor ve kendimi suçlu hissediyordum.Ama suçlu olan ne o ne de benim. Ortada bir suçlu varsa bu suçu kadere yüklüyordum. Zaman kavramını değiştirip onun karşısına daha erken çıkmak ve kaderimizi değiştirmek istiyordum bazen de tam aksini düşünüp belki de böyle karşılaşmamızın daha iyi olduğunu bazı şeylerin elde etmenin zorluğunu bildiğimiz için birbirimize karşı verdiğimiz değerin artacağını düşünüyordum.

Gel gelelim onu gördüğümde hissettiğim duygulara ; elim onun tenine her değdiğinde vücudumda ki her hücre kendinden geçiyor ve adeta yeni doğmuş bir bebek kadar sağlıklı hissediyorum. Gözlerim onu gördüğü zaman başka bir şeye bakamıyorlar adeta yunan mitolojisinde ki Medusa ‘nın laneti gibi taş kesiliyorum. Kokusunu her içime çekişim de kendimden geçiyor ve bu dünyada ki en güzel kokuyu aldığım için yaratıcıya şükür ediyorum.Bu yaşadığım duyguların bir kesiti çünkü bazı şeyler gerçekten anlatılmaz yaşanır ve bu da onlardan biri.Ondan bedenen her uzaklaşmam da annesinin kucağından alınan bebekler gibi ağlamak istiyorum. Ağlamaklı gözlerle onun gidişini ona hissettirmeden izliyorum ve gözden kaybolunca bende bulunduğum yerden uzaklaşıyorum .Bütün yol boyunca onu düşünüyorum.O artık benim için bir bağımlılık olmuştu , tatlı bir bağımlılık. Bu bağımlılıkla yaşamak ve yaşlanmak istiyorum , umut benim yanımda olduğu sürece bu inançtan vazgeçmeyeceğim gerekirse kendi halinde yaşayan bu adam bütün dünyayı karşısına alacak ve bu tatlı bağımlılıktan vazgeçmeyecek dostlarım vazgeçmeyecek , çünkü biz insanların doğası bunu gerektirir bir şeye inanıyorsan asla bundan vazgeçme.

You might also like More from author

Leave A Reply

Your email address will not be published.