Kakao Noktalı İris

 

Fransız kalmanın verdiği düşünsel huzursuzluk ve atılganlık hırsıyla kavuşmuş heyecanlı ataklarla dolu insan çehrelerinden bozma mendeburluk kokuyor bu kahveci. Hava soğuk,aşık olanlar paçayı yırtmış,lakin yalnızlara ölüm bu kar yağmış umutsuzluklar. Tavla gülüşleri,taş sesleri. Siyahlı beyazlı,ne kadar ironik değil mi? Renkli renkli sandalyeler var burda,keşke herkes kişiliğine göre yer alsaydı. Fakat kırmızıyı tatması gereken mavilerde hüzünle sevişirken, sarılı sandalyede oturanlar yeşilin masumluğuna özenir. Sahi,yeşil ne güzel değil mi? Her insanın özlemini çektiği son öpücük,ilk bakış gibi yeşil… Onunda gözleri yeşil.İrisi çevrelenmiş kahverengi noktalarla,kakao gibi kokuyor. Adı bile 4 harfli,yonca yaprağını anımsatır,bak yine yeşil ruhunun her köşesi. Ve hala hatırlarım teras katındaki son gülümsemesini. Siyah atlı prensi yakalayamadığım kara gün. Nasıl bir dindar kindarlıkla bir olup elinden kayıp gitmesine izin verirse inancının, bende paranoyak sevgimle ve kusursuz kıskançlığım arasındaki anlaşmayla onun elimden kayıp gitmesine izin verdim..

You might also like More from author

Leave A Reply

Your email address will not be published.