BENİ KENDİME GETİREN O KAMET

Havadaki hafif esinti sanki ben yürüdükçe duruluyor duruldukça da huzur veriyor gibiydi. Fakat havanın vereceği huzurun aksine, bende ki o huzursuzlukta neyin nesiydi? Beynimdeki düşünceler ağırlaştıkça; yürümem yavaşlıyor, adımlar zar zor atılıyor ve ayaklarım geri geri gidiyordu. Kaybetmek kolay değildi tabi. Ayakta durmaya mecalim olmasa da yürümeye devam ediyordum. Yanımdan geçen gidenleri görmezden gelmek değil,görmeyecek derecede dalgındım. İnsanlara çarpıyor özür diliyordum. Beynimi tartamıyorum ki dengeli yürüyeyim. Sevgi yolundan yürümeye bir başladım, Atatürk bulvarına doğru yürüyorum ve yürüdükçe anılar canlanıyor gözümde ve gözümde canlanan o anılar gözyaşı olup toprağa karışıyor. Tamda şurada hep 34-b’li masada otururduk diyorum, gözyaşlarım usulca akarken gülüşlerimiz aklıma geliyor,cam kenarındaki o masaya ilişen gözlerim, dudağıma ufak bir tebessüm oturtuyor. Ayaklarım ruhumun yorgunluğuna rağmen inatla ilerlemeye devam ediyor. Son canla yürüyor gibi anılarımı kafamda tekrarlatıp tekrarlatıp acı çekiyorum. Sanki kalbime bir hançer saplanıyor gibi. Sanki ölsem daha az acıtırmış gibi. Sanki bu şehir ızdırap için var gibi. Nefesi en derinden çekiyor ama nefessiz de kalıyor gibiyim. En derininden bir ohhh çekiyorum. Nasıl olur da insan olduğumu en derinlerine kadar hissettiğim, çiçeklerle böceklerle konuştuğum mutluluk dansları ettiğim, hayat sevince güzel diye haykırdığım, kıpır kıpır yerimde duramadığım o canlı günler, mazi olup geçer gider? Kafamda cevapsız sorular, sabah ağardı ağaracak, ben hala tartamadığım kafamla savruk savruk yürüyorum. Hiç siyah giymeyen ben adeta siyahlara bürünmüş idim. Siyah tişörtün üzerine giydiğim, uzun siyah salaş hırkamla bol paça kot pantolonumla dışarıdan ne kadar degresif halde olduğumu biraz biraz belli ediyor, yüzümdeki çatık kaşlar, uykusuzluktan küçülen ağladı ağlayacak mod’da yaşaran gözlerim ve büzük dudağım berbat haldeyim imajı veriyordu. İşte öyle ya da böyle ele veriyordum kendimi. İç sesimden başka bir şey duymayan kulaklarım bir anda laleli camisi imamının namaz çağrısı sesini işitti. Öyle etkilenmiş olmalıyım ki silkelenip kendime geldim. İnancıma göre; yalancı dünyanın gerçeklik numunesi, tabutuna sarılıp ağladığım, yeşil örtüsüyle uğurladığım, kum saatindeki kumları tükenenim, ebedi hayata göçen kum saati yolcum ile kumlarım akıp bittiğinde ebedi dünyada, asıl dünyada elbet buluşacağız. Ruhumu bakara suresindeki ayet sarıyor! İnna lillah ve inna ileyhi raciun: Biz Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz.

You might also like More from author

Leave A Reply

Your email address will not be published.